2 Aralık 2025’te başlatılan Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) Yaygınlaştırma Programı, ülkemizin acil sağlık vizyonunda önemli bir dönüm noktasıdır.
Bu vesileyle 1–7 Aralık Acil Sağlık Haftası’nda, yurdun dört bir yanında görev yapan tüm acil sağlık çalışanlarının —paramediklerden UMKE gönüllülerine kadar— yürüttükleri çalışmaların toplum sağlığı açısından taşıdığı değeri özellikle hatırlatmak isterim. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’nın temeli güçlü bir acil sağlık ekosistemidir; bu ekosistemin en kritik bileşeni ise insan kaynağımızdır.
Ani kalp durması hâlâ tüm dünyada en ölümcül olaylardan biridir ve vakaların büyük bölümü hastane dışında gerçekleşir. Müdahale edilmeyen her bir dakikada hayatta kalma şansı %10–15 azalır. Buna karşılık, OED’nin ilk üç dakika içinde uygulanabildiği durumlarda sağkalım oranı %70–75’e kadar çıkabilmektedir. İşte bu nedenle OED, yaşam zincirinin en kritik basamaklarından biridir.
Acil müdahalenin başarısı sadece profesyonellerin kapasitesiyle değil, toplumun eğitim düzeyi, sağlık okuryazarlığı ve davranış değişikliği ile yakından ilişkilidir. Sağlık iletişimi bu nedenle bir lüks değil zorunluluktur. Halkı güçlendiren, kapsayıcı ve eşitlikçi bir sağlık sistemi inşa etmek, hastanelere ulaşmadan başlayan bu bütüncül yaklaşımı gerektirir. Nitekim Türkiye hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde son yıllarda ciddi ilerleme kaydetmiştir. GÖKBEY’in 2026’da sağlık envanterine katılması ve UMKE’nin 20 bin kişiye ulaşması bu başarıyı güçlendiren önemli adımlardır.
Bir Parkta Yaşanan Film Sahnesi
Yabancı filmlerde sıkça görürüz: Orta yaşlarda iki arkadaş parkta yürürken, içlerinden biri aniden göğsünü tutarak yere yığılır. Olayı fark eden bir kadın hızla 112’yi arar, arkadaşı ise hiç vakit kaybetmeden kalp masajına başlar. Parkta bulunan OED cihazı getirildiğinde pedler talimatlara uygun şekilde yerleştirilir. Cihaz ritmi analiz eder ve “Şok verilmeli” uyarısını yapar. Şokun uygulanmasıyla birlikte nabız geri döner; hasta yeniden normal kalp ritmine kavuşur. Ambulans sirenleri yaklaşırken ilk müdahale çoktan etkisini göstermiştir.
Bu tür bir sahne artık Türkiye’de de gerçek olabilir; çünkü OED, doğru zamanda, doğru kişiye, doğru müdahaleyi güvenli biçimde uygulayabilen bir teknolojidir.
OED Neden Güvenlidir?
· Kullanıcı dostudur; Türkçe sesli komutlar verir.
· Temel eğitim almış herkes tarafından güvenle kullanılabilir.
· Şok gerekmeyen bir ritimde asla şok vermez; hastaya zarar verme ihtimali yoktur.
· Hafiftir, taşınabilir ve kurumsal alanların doğal bir parçası hâline gelmelidir.
Üstelik ülkemiz 2020’den itibaren ASELSAN ortaklığı ile yerli ve milli OED üretiminde öncü hâle gelmiş; yüksek kaliteli cihazlarını artık yurt dışına ihraç eder duruma gelmiştir. Sağlıklı bir Türkiye için yerli sağlık teknolojisi üretmek stratejik bir zorunluluktur.
Peki Ne Yapacağız? “ARA – BAS – ŞOK”
1. ARA: Birinin yere yığıldığını gördüğünüzde 112’yi hemen arayın.
2. BAS: Kalbi durmuş olabilir; göğsün ortasına dakikada 100–120 ritimde ve 3–5 cm derinlikte bastırın.
3. ŞOK: Yakında OED varsa korkmayın. Cihazı açın, pedleri yapıştırın ve adım adım Türkçe yönlendirmelerine uyun.
Hemlich manevrası sosyal medyada yayılan başarı hikâyeleri sayesinde toplumca benimsendi. Aynı dönüşüm OED için de mümkündür.
OED Yönetmeliği gereği önümüzdeki iki yıl içinde havaalanları, AVM’ler, istasyonlar ve insan yoğunluğu yüksek tüm alanlarda OED bulunması zorunlu hâle gelecektir. Bu adım ülkemizin acil sağlık altyapısını çağın gereklilikleriyle uyumlu hâle getirecektir.
Kalp durduğunda siz durmayın. OED kullanın, hayat kurtarın.